4 Eylül 2010 Cumartesi

UCUZ İNSAN ETİ

“Seni sevmiyorum” demiş kocası
Nazlı teyzenin
O günden sonra
O bile unutmuş sayısını
Eve aldığı sütçünün tüpçünün

Kimse “seni seviyorum” dememiş
Kimse sevgi sözcükleri
Fısıldamamış kulağına

Vermeye meraklı olduğundan değil
İstemezmiş aslında vermek kimseye
Severmiş yalnız Hüseyin ini

Ama
Seni sevmiyorum demiş kocası
O günden sonra
Sevgiyi katlayıp koymuş
Naftalin kokulu dolabına

Çok paraya ihtiyacı varmış
Nazlı teyzenin
“Kolay iş” demiş
Bel fıtığından ağır iş yapamıyor
Yattığı yerden kazanıyor parasını

Naftalin kokulu anıları var
Nazlı teyzenin
Naz isminde kalmış
Parada anlaşılsın yeter
Haraç mezat satılıyor

İnsan eti ucuza gidiyor
“Nazlı teyze”ler ülkesinde

Her hamamda kırklanıp
“Bir gün bırakacağım” diyor

Aslında o da biliyor
Bırakamayacağını
Çünkü
Seni sevmiyorum demiş
En sevdiği
Kocası
Hüseyin i

Suat Aydın
Antalya
23 Mart 2006

KOZMİK LANET

sen oralardan bir yerlerden izlemesen beni gülümsemeni görmesem kolay olurmuydu bu kadar
üzerime çöken lanete bela okumadan geçirdiğim bir an bile yokken nöbet bekleyen leşyiyicilerin arasında
ne olacağını bilmeden bekleyişlerimde

nerelerdeyiz sen ben ağlarken neden o küçücük beyaz ellerinle yaşlarımı dindirmiyorsun ben neden
sen burnunu şişirmiş kıpkırmızı olmuş yüzünle bangır bangır bağırırıken sakin ol geçicek diyemiyorum sana
ya neden kızımız uyku sersemi önlüğünü bulmazken elimiz ayağımıza dolaşarak panik yapmıyoruz servisi kaçırma korkusuyla

bilmesem varlığını yaşadığını beni beklediğini bilmesem milyon kaybetmenin ardından soluk soluğa ellerin yüzüne kapalı..
ne işim var burda yakar kendimi kaybolurdum derelerden denize denizden okyanusa karışıp
o umut varlık sebebim sigortasız çalıştırıldığım hayatta sigortalı bir gelecek tutkusuyla herkes gibi olabilmenin dayanılmaz paranoyasıyla

sen varsın ben varım geleceğimiz bizle başlayıp bizle biten her şey var
seni bulana kadar yanılgılarımın ve lanetlerimin arasında o küçücük ellerinle ve burnunla bekleyeceksin beni
kimbilir nerde nasıl hangi adla kaç yaşında kaç uğursuz gülümsemesiyle kozmik lanetimizin..

SUAT AYDIN 1968 MAYIS 20

DELİLER VE BEBEKLER

o yüzüme fırlattığın kağıt sana yazdığım şiirdi oysa
her gün yazdığım bir şeyler gibi
acıtıyordu beni içimde duracağına kağıtta dursun istedim
o okumadığın yazılarda ben vardım oysa. o bendim
kimim ben şimdi?

neler yaptım sana neler feda ettim? hiç bir şey
içim içimi yerken içimden bir kırıntı bile vermedim sana
içimi dökmedim. kağıtlara döküldüm

seviş mi istedim benle? hayır
kurtar mı dedim düştüğüm çukurlardan sev mi istedim beni? bilmiyorum

o yüzüme fırlattığın kağıtta ben vardım benim her şeyim
hüznüm aldatışım aldanışım düşüşüm
bir türlü kalkamayışım. ben. sana yazılacak her şeyim
tutunamayışım hata bende ama
"kimseyi şiir yazacak kadar sevmiyceksin arkadaşım"

suat aydın

27 NİSAN 1968

DELİLER VE BEBEKLER

ulaşabildiğim kadarımsın görebildiğim kadar dokunamayacağımsın sen hep bildiğimi hiiç bilmediğim şekilde yapabildiğimsin sen yanlışsın sen doğrusun
sen ben ölüp giderken yavaş yavaş süremi doldururken ve sana, belki de sensizliğe dört nala gelirken öylece çırpınışım bir daha asla olmaz'ı olduruşumdur senin o ışıldayan gözlerinde kaybolurken boğulurken
asla ölmezim..

söylenecek sözler orada gururumu kapının orda çıkardım yanına gelirken
bakışın buğulu gülüşün ve umursamaz bir kaş kaldırışın için varım ben
kahramanın değilim olamam ki zaten gök gürültüsünü atom bombası sanar olmuşum
koruyamam ki seni kötülüklerden gölgemden korkar olmuşum

o adam olamam ki ben gözlerinde hayırlarında olmazların da ben sevmiyorumlarında kaybolmuş cami avlusunda isimsiz bir bebek olmuşum belki seversin diye bebekleri herkes sever ve delileri de
ben gururumla aşkımı deliliğim ve bebeğim gibi saklıyorum
hangisini istersen al beni öylece bıraktığın her hangi bir yerde herhangi bir dünya zamanında...

suat aydın
22 mayıs 1968

30 Ağustos 2010 Pazartesi

ÖLDÜM

kimse üzülmesin
ben çıktım tamam
dışardan sıkıca kapadım kapıyı
topladım bavullarımı
ışığı suyu gazı
açık unutmadım
kimse üzülmesin
gittim ben
kaçtım
şiirlerimi yaktım
sildim çizdim
plaklarını
sevdiğimiz şarkıların
hiç yaşanmamış gibi
kokum bile yok artık
gittim ben
kimse üzülmesin
yokmuşum ki zaten hiç
rahatsız olunmasın
yığıldım kirletmeden hiç bir yeri
öldüm..

SUAT AYDIN

23 Mayıs 2010


İLK EV

geçip hayatının tüm çılgınlıklarının üstünden ilk evime geldim
sen eşikte oturmuş bekliyordun
küçük suat
yeni dönmüştün oyundan
hala ölü resimlerinden korkuyordun
teselli ettim seni
bak korkmuyorsun artık
karanlıktan
sadece başını kaldır
bakma suat
görme
kardeşim tutulmaz ay
güneş ısıtmaz hep
boş ver hayat geçsinb üstünden
seviş savaşma geçsin
ilk evin senden
herkes
ilk evinde ölmeli...

SUAT AYDIN

24 Kasım 2009